DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 21°C
Çok Bulutlu

TÜRK TİPİ BAŞKANLIK SİSTEMİNİN ÜRÜNÜ BİR İCAT “TORBA YASA TASARISI TEKLİFİ”

16.07.2019

Av. Güneş Gürseler
Gürseler&Tufan
AVUKATLIK BÜROSU

Yaklaşık yirmi yıl önce yasama sistemimize yeni bir yasa yapma yöntemi olarak sokulan ve geçen süreçte oldukça sık kullanılan “torba tasarıdan yasa yapma” uygulaması (https://t24.com.tr/haber/tbmmnin-cok-yasa-yapma-basarisi,209022) “Türk Tipi Başkanlık Sistemi”ne geçilip yasa tasarısı hazırlayacak bakanlar kurulu kalmayınca bu kez “torba tekliften yasa yapma” uygulamasına dönüştürüldü.
Parlamentomuz artık ilgili Bakanlığın hazırlayıp Bakanlar Kuruluna sunduğu, burada kabul edildikten sonra da Başbakan tarafından “yasa tasarısı” olarak kendisine gönderilen metinleri yasalaştıramıyor. Yeni sistemde Cumhurbaşkanı Kararnamesi dışında yasa sadece milletvekillerinin (fiilen iktidar milletvekillerinin) “teklif”lerini yasaya dönüştürerek yapılabiliyor.
Türk Tipi Başkanlık Sistemi’ni oluşturan Anayasa değişikliğinden bu yana sadece 27 nci Yasama Döneminin dokuz ayında tümü iktidar partisi milletvekillerinden olmak üzere toplam 39 teklif yasalaştırıldı. 691 maddeden oluşan bu torba teklifler içinde tapu, turizm, askere alma, çevre, trafik, meslek kuruluşları gibi çok farklı konular var.
Bunların bazıları;
• TÜRKİYE TURİZM TANITIM VE GELİŞTİRME AJANSI HAKKINDA KANUN
• SPORDA ŞİDDET VE DÜZENSİZLİĞİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN İLE BAŞARILI SPORCULARA AYLIK BAĞLANMASI İLE DEVLET SPORCUSU UNVANI VERİLMESİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN
• TAPU KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN
• ASKERALMA KANUNU
• TURİZMİ TEŞVİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN
• SİNEMA FİLMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE SINIFLANDIRILMASI İLE DESTEKLENMESİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN
• GELİR VERGİSİ KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN
• VERGİ KANUNLARI İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN
• KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN
• ABONELİK SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN PARA ALACAKLARINA İLİŞKİN TAKİBİN BAŞLATILMASI USULÜ HAKKINDA KANUN
• ÇEVRE KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN
• TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ İLE ODALAR VE BORSALAR KANUNU İLE ESNAF VE SANATKÂRLAR MESLEK KURULUŞLARI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN
• SAĞLIKLA İLGİLİ BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN
Sorum şu, yasalaşan bu metinler gerçekten teklif mi yoksa tasarı mı?
Milletvekillerinden bu kadar ayrıntılı ve teknik içerikli yasa teklifleri beklenilebilir mi?
Bakanlık bürokratları ve uzmanlarının hazırladığı metinleri iktidar milletvekilleri imzası ile yasalaştırmak milletvekilliğine ve parlamentonun saygınlığına zarar vermiyor mu?
Örneğin şu sıralar gündemde yargı reformunu amaçlayan kapsamlı bir yasa çalışması olduğu açıklandı. Adalet Bakanlığı hazırladı, hazırlıyor. Sayın Cumhurbaşkanı tanıtımını yaptı. Hiçbir milletvekili ile ilgisi dile getirilmedi fakat TBMM’ne iktidar partisi milletvekillerinin imzaladığı yasa teklifi olarak sunulacak. Sistemi bu kadar zorlamanın, kavramların için boşaltmanın ne anlamı var?
İktidarın, hükümetin hazırladığına tasarı, milletvekilinin hazırladığına teklif denir.
Ne yazık ki yaklaşık 100 yıldır demokrasimizi geliştirmek, cumhuriyetimizi “demokratik cumhuriyet” yapmak için iyi niyetli davranmıyoruz. Hep güncel kişisel çıkarlarımız peşinde “deneme – yanılma” yolu ile patinaj yapıyoruz.
Mazoşist miyiz ne? 15.7.2019

Yaklaşık son on yıldır önce “torba yasa” ile normal yöntemler terk edildi, ardından “genel kurul önerisi” yöntemi de uygulamaya konuldu. Bir çok önemli yasanın pek çok maddesi tek bir tasarı ile değiştiriliyor çoğu zaman bununla da yetinilmiyor, “torba” genel kurulda görüşülürken verilen önergeler ile “çuvala” dönüşüyor. “Torba tasarı” çok sayıda ve farklı yasada değişiklik ve düzenleme içerdiği için kamuoyuna sunulsa da konuların uzmanları bile içinden çıkamıyor. Bu karışık metne bir de genel kurulda önergelerle müdahale edilince, bırakın kamuoyunu, milletvekillerinin hatta bakanların haberdar olmadıklarını itiraf ettikleri yasalar çıkarılıyor. Bu karmaşada oluşan yasaların bir çoğu yürürlüğe girmeden değiştiriliyor, bir çoğu yarattığı uygulama sorunları nedeni ile kısa sürede ve hem de birkaç kez değiştirilmek zorunda kalınıyor.

Herhalde çalışma temposunu ve başarıyı vurgulamak amacı ile olsa gerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin son 10 yılda 2 bin yasa yaptığı açıklandı. Sadece bu sayı bile “Kanunu bilmemek mazeret değildir.” kuralını ülkemizde uygulanamaz hale getirmeye yeterlidir. Aslında bu sayıya kanun hükmünde kararnameleri de eklemek gerekir. Bu ekleme yapıldığında da sağlıklı bir sonuca ulaşamayız çünkü “torba tasarı” uygulaması ile bir taşla çok kuş vurmak misali, bir yasa ile değiştirilen onlarca yasayı da ayrıca saymak gerekir. Bir yasanın kaç kez değiştirildiğine de bakmak gerekir.
Bu kadar çok çalışan Parlamentomuzun yasa yapma yöntemi bir süredir oldukça değişti. Yasalar artık bildiğimiz “tasarı” ve “teklif” yöntemleri ile değil “genel kurul önerisi” yöntemi ile de yapılır oldu. Bilindiği gibi “yasa tasarısı” iktidardaki siyasi partinin kendi ideolojisi, parti ve hükümet programı doğrultusunda bürokratlarına hazırlattığı taslağı Bakanlar Kurulundan geçirerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne göndermesi ile oluşur, ilgili ihtisas komisyonunda hazırlanan rapor ile genel kurul gündemine alınır ve görüşmeler sonunda yasalaşır. Asıl olan ve genel olarak uygulana gelen de bu yöntemdir. Bu yöntemin önemi taslağın tasarıya dönüşme sürecinden başlayarak kamuoyunun bilgisine sunularak tartışılma olanağı yaratılmasıdır. Taslak böylelikle tasarıya dönüştükten sonra parlamento sürecinde milletvekillerinin de katkıları ile son şeklini alarak yasalaşır. Bu süreçte milletvekillerinin katkısı, tasarıya farklı bir içerik kazandırmayan, genel amacı ile çelişmeyen, onu destekleyen nitelikte olur. “Teklif” yöntemi ile yasa yapılmasında ise milletvekillerinin ilgilendikleri ve en azından bilgi sahibi oldukları konularda hazırladıkları metin kendi partilerinin TBMM grup yönetim kurulunda kabul edildikten sonra TBMM Başkanlığına sunularak “yasa teklifi” niteliğini alır ve önce ihtisas komisyonu ardından genel kurul süreci izlenir. Bu süreç de en azından açık ve kamuoyunca izlenebilecek bir süreçtir.
Yaklaşık son on yıldır önce “torba yasa” ile normal yöntemler terk edildi, ardından “genel kurul önerisi” yöntemi de uygulamaya konuldu. Bir çok önemli yasanın pek çok maddesi tek bir tasarı ile değiştiriliyor çoğu zaman bununla da yetinilmiyor, “torba” genel kurulda görüşülürken verilen önergeler ile “çuvala” dönüşüyor. “Torba tasarı” çok sayıda ve farklı yasada değişiklik ve düzenleme içerdiği için kamuoyuna sunulsa da konuların uzmanları bile içinden çıkamıyor. Bu karışık metne bir de genel kurulda önergelerle müdahale edilince, bırakın kamuoyunu, milletvekillerinin hatta bakanların haberdar olmadıklarını itiraf ettikleri yasalar çıkarılıyor. Bu karmaşada oluşan yasaların bir çoğu yürürlüğe girmeden değiştiriliyor, bir çoğu yarattığı uygulama sorunları nedeni ile kısa sürede ve hem de birkaç kez değiştirilmek zorunda kalınıyor.
Parlamentomuzun daha doğrusu siyasi iktidarımızın geliştirdiği bu yöntemin en açık örneği Ceza Muhakemeleri Kanununda yapılan özel yetkili mahkemeler ve tutukluluk süresi düzenlemeleridir. Özel yetkili mahkemeler ve tutukluk süresi düzenlemeleri kamuoyundan kaçırılarak, TBMM Adalet Komisyonu’nda ve Genel Kurul’da neredeyse tartışılmadan önergelerle tasarıya eklendi. Yaklaşık iki yıl hukukçulara, barolara, kamuoyuna tartıştırılan Ceza Muhakemeleri Kanunu Hükümet Tasarısı, Avrupa Birliği’ne yönelik mesajlar içeriyor, beklentileri büyük ölçüde karşılıyordu. Hem özel yetkili mahkemeler hem de tutukluk süresi açıklanan metinde yoktu. Hükümetin 2002 yılında kamuoyunda tartışmaya açarak TBMM’ye sunduğu CMK tasarısında özel yetkili mahkemeler düzenlenmemişti. Ağır cezalı işlerde tutuklama süresi de iki yıl idi ve uzatılmıyordu. Tasarıda 121 inci madde olarak düzenlenen tutukluluk sürelerine ilişkin madde gerekçesinde Avrupa Birliği ilkeleri doğrultusunda “Madde, bütünü ile şüpheli ve sanık haklarını koruma amacına yöneliktir.” ifadesi kullanılmıştı. Tutukluluk süresinin uzatılması Adalet Komisyonunda önerge ile 102 nci madde olarak düzenlendi, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmesiz kabul edildi. Özel yetkili mahkemeleri düzenleyen hükümler de Adalet Komisyonunda eklendi. Adalet Komisyonunun kabul ettiği metinde tutukluluk süresini “iki kat uygulama” hükmü yoktu. Bu hüküm TBMM Genel Kurulu’nda önerge ile eklendi. Bu düzenlemelerin yürürlüğe girmesinin hemen ardından beklenilen sorunlar yaşanmaya başlandı. MİT Başkanı hakkındaki uygulama sorunları duymazdan gelenleri de uyardı ve özel yetkili mahkemelere ilişki düzenleme Ceza Muhakemeleri Kanunundan çıkarıldı, Terörle Mücadele Kanunu içine aktarıldı. Bu arada MİT Yasası da değiştirildi.
Bütün bu süreçte uygulanan yöntem gene “torba tasarı” + “genel kurul önerisi” şeklinde oldu. “Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasi Ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava Ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı” özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasına ilişkin bir hüküm içermiyordu, değişiklik Genel Kurul’da verilen önerge ile yapıldı. MİT Yasası da tasarı ile değil milletvekili önergesi ile değiştirildi.

‘Çelebi, bizde yasa dediğin işte böyle yapılır!’

– Bir madde bu yasadan, birkaç madde şu yasadan, bir çok madde de öbür yasadan yöntemi ile bir “torba tasarı” hazırlanır.
– TBMM Genel Kurulunda asıl amaca uygun değişiklikler önergelerle yaptırılır.
– Pek açık edilmeden karmaşık bir yasa çıkarılır,
– Bu yasanın uygulamadaki olumsuzluklarını dile getirenlerin feryatlarına kulaklar tıkanır,
– Olumsuzluklar kendi kapımıza bir olayda dayanınca, “Bu kadar da olmaz.” tepkisi gösterilir.
– Hemen tasarı hazırlamak sakıncalı görülür ise yürütme ve yasamanın fiili birlikteliğinin sağladığı olanak değerlendirilerek bu somut sıkıntıyı gidermek üzere yürütmenin isteği iktidar partisinin bir milletvekili eliyle yasa teklifi haline getirilir.
– Bu olanaktan yararlanarak başka eklemeler de yapılır. ( MİT Yasası değişikliğinde olduğu gibi, yasada olmayan “özel bir görevi ifa etmek üzere Başbakan tarafından görevlendirilen kişi” yeni bir tanım getirilir.)
– Bu değişikliğin yeni sorunlar yarattığı görülür ise sorun değil, aynı yöntemle tekrar değiştirilir.22.7.2012

https://t24.com.tr/haber/tbmmnin-cok-yasa-yapma-basarisi,209022

https://t24.com.tr/haber/chp-den-kararname-izleme-komisyonu-onerisi,830109

TBMM’de 600 milletvekilinin 691 maddeyi görüşerek 39 kanun teklifini kanunlaştırırken, tek kişinin 41 Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’yle 1915 maddeyi yürürlüğe sokmasına dikkat çekildi
Anayasa profesörü ve CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Kaboğlu, Meclis’te Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerini İzleme ve İncelenme Komisyonu kurulması için kanun teklifi verdi. Teklifin 4 sayfalık gerekçesinde, 27. dönemde TBMM’de 600 milletvekilinin 691 maddeyi görüşerek 39 kanun teklifini kanunlaştırırken, tek kişinin 41 Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’yle 1915 maddeyi hem de ‘gerekçesiz’ bir şekilde yürürlüğe soktuğuna dikkat çekildi
Gazete Duvar’ın haberine göre Anayasa Hukuku Profesörü Kaboğlu’nun TBMM İçtüzüğü’nde değişiklik yapılmasına dair teklifin gerekçesinde “Anayasa sistematiği bakımından, hak ve özgürlükler düzenlendikten hemen sonra, bunları koruma organı olarak TBMM yer alıyor. Sıralama, yasama, yürütme ve yargı şeklinde. Başka bir deyişle, anayasal sistematik, önce özgürlük sonra iktidar anlayışını yansıtıyor. Bu anlayış, liberal anayasacılığın belirgin özelliğidir. Bu bakımdan, TBMM’nin özgürlük mekânı olması nedeniyle kural koyma yetkilerini sahiplenmesi, sadece tarihsel misyonunun değil, anayasal sistematiğin de bir gereği olduğuyla gerekçelendirilmiş” denildi.
600 vekil 691, tek kişi 1915 madde çıkardı
Kaboğlu’nun yanı sıra 54 CHP milletvekilinin de imza verdiği teklifin 4 sayfalık gerekçesinde, 27. dönemde TBMM’de 600 milletvekilinin 691 maddeyi görüşerek 39 kanun teklifini kanunlaştırırken, tek kişinin 41 Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’yle 1915 maddeyi hem de ‘gerekçesiz’ bir şekilde yürürlüğe soktuğuna dikkat çekildi. Yasamanın asli sahibi olan TBMM’nin belirleyici konumunun açıkça gözardı edildiği, bu nedenle kurulması öngörülen komisyonun ne kadar gerekli olduğu ifade edilen gerekçede, TBMM’nin, 600 milletvekilli ve 200 aşkın yasama uzmanıyla pekâlâ Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yapılan düzenlemeleri hukuken çerçeveleyebileceği ve Anayasa Mahkemesi’ne başvuru ile de yargısal denetim yolunu işletebileceği ifade edildi.
“En önemli yasama etkinliği İçtüzük hazırlığı olacaktır”
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yoluyla yapılabilecek düzenleme alanının çok geniş ve yürütmenin yetki alanını aştığını belirttiği gerekçenin son bölümünde şöyle dedi:
“Kural koyma yetkisinin TBMM’ye aidiyeti ilkesi devam ediyor olsa da, yürütmeye ilişkin düzenleyici yetki alanları belirlenmiş olmakla birlikte, yasa ve Cumhurbaşkanı Kararnameleri arasında belirsiz ve gri alanlar da yok değildir. Son yıllarda hayli dışlanmış olsa da, TBMM, 15 Temmuz gecesi darbe girişimine karşı direndi. Kısır döngü şu: 16 Nisan’da halkoylamasına sunulan (ve aslında darbe girişiminin ürünü olan) Anayasa değişikliği ile yetki alanında, yine TBMM kullanılarak daraltmaya gidildi. TBMM’nin yasama işlevini yerine getirebilmesi için, anayasal hükümler bu amaç doğrultusunda İçtüzük tarafından uygulamaya geçirildiğine göre, İçtüzük hazırlığı en önemli yasama etkinliği olacaktır. İçtüzük, sadece muhalefet hakkını güvence altına almak amacını gözetmez; nitelikli yasa yapım yolunu açacak bir düzenleme şeklinde görülmeli”
________________________________________
________________________________________

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.