DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 20°C
Az Bulutlu

TEKİRDAĞ KADEM’İN 28 ŞUBAT “BİN YIL”IN SONU BİN YILIN BAŞI KONULU PANELİ

27.02.2018

KADEM Kadın ve Demokrasi Derneği Tekirdağ Temsilciliği tarafından Namık Kemal Üniversitesi Rektörlük Konferans Salonunda düzenlenen ’28 Şubat Bin Yılın Sonu’ Bin Yılın Başı konulu panel 26 Şubat 2018 Pazartesi saat 15.00’da başladı.
Ak Parti İstanbul Milletvekili MYK üyesi, Anayasa Komisyonu Başkanı Prof Dr. Mustafa Şentop ve Prof Dr. Bekir Berat ÖZİPEK’in konuşmacı olarak katıldığı panel, KADEM Tekirdağ Temsilcisi Zeynep ŞAHİN’in 28 Şubat sürecine rastlayan üniversite eğitimine ilişkin yaşadığı olumsuzluklara da değinen açılış konuşması ile başladı. KADEM Tekirdağ Hukuk Komisyonu Başkanı Av. Meral DİKTAŞ moderatörlüğünde devam eden panelde ilk olarak Prof Dr. Bekir Berat ÖZİPEK söz aldı. ÖZİPEK konuşmasında 28 Şubat’ı hazırlayan faktörler, olaylar ve işaretlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İrticaya yönelik artan medya haberleri ile yapılan algı operasyonlarını darbeyi olgunlaştıran önemli faktörler arasında sayarak; laiklik ve irtica söylemleri ile mevcut koalisyon hükümetinin düşürülerek bir kez daha demokrasinin kesintiye uğratılmasının hedeflendiğini vurguladı.
Prof Dr. Mustafa ŞENTOP konuşmasına, yıldönümü vesilesiyle yapılan bu toplantıların tarihi dile getirmek ve yeniden öğretmek bakımından önemli olduğunu belirterek başladı. Zira yirmi bir yıl geriye gittiğimizde halihazırda üniversite öğrencilerinin çoğunun henüz hayatta olmadığını vurguladı. Türkiye’de 27 Mayıs 1960 ile başlayan ve 1980’e kadar kesintisiz süren bir darbe dönemi olduğunu ifade eden Prof Dr. Mustafa ŞENTOP, 1961 Anayasası ile getirilen düzen ile de darbeleri sürekli kılan mekanizmanın kurulmuş olduğunu söyledi. 1996’dan itibaren MGK kararlarının ön plana çıkması ile Türkiye’de yeni bir dönemin başladığını; basın ve medya işbirliği ile tezgahlanmış hikayelerle laikliğin tehlikede ve irticanın tehdit olduğu her fırsatta dile getirildiğinden bahsetti.
28 Şubat sürecinin en önemli iki aktörü olarak medya ve yargıya işaret eden Mustafa ŞENTOP, Kuran kursuna gidecek öğrencilerin ortaokulu bitirmiş olması, İmam Hatip okullarının orta kısmının kapatılması ve başörtülü öğrencilerin üniversiteye girmemesinin darbe sürecini hazırlayan Batı Çalışma Grubunun üç temel meselesi olduğunu ifade etti. Sözlerine 28 Şubat’ı 15 Temmuz ile ilişkilendirmek gerekirse diyerek devam eden Prof Dr. Mustafa ŞENTOP şunları söyledi:
“Batıda komedi olarak okutulan açık oy gizli seçim yöntemi ile gerçekleşen sözde demokrasi 1946 Türkiye seçimimde tek partiden çok partiye geçilirken Demokrat Partinin tek başına iktidara gelişi bürokrasi ile içiçe geçmiş önceki tek parti tarafından hiç hoş karşılanmadı. Sonraki seçimde düzeleceği ümit edilirken Demokrat Parti yeniden iktidar oldu. Artık bir şeyler yapmak gerekiyordu ve böylece 27 Mayıs 1960 darbesini gerçekleştirecek olan cunta da şekillenmeye başlamış oldu. Yeniden sahneye çıkan bürokratik oligarşinin sürekliliği için de 1961 Anayasası kabul edildi. Bununla kurulan sistemde, seçilen kesim ülkeyi yönetecek ancak önemli kararlar görünmeyen bürokratik oligarşi tarafından alınacak ve bu güç arada sisteme ayar verecekti. 28 Şubat da böyle bir ayar hamlesiydi. İktidarı ele geçirmek için millet desteği şarttı. Esas iktidar olabilmek için bürokratik iktidarı ele geçirmek gerektiği anlaşıldı. Seksenler sonrasında bu yapı milletle arasını epeyce açmışsa da milletle bütünüyle kopuk olması mümkün değildi. İşte bu açığı kapatmak için de Fetö yapılanması o yıllarda yola çıkıyordu. Yani ki milletin daha munis göreceği kimliklerden oluşan bir yapılanma idi. Bugün yargılananlar 1982’den itibaren askeri okullara bu misyon ile yerleştirilmiş olan kimselerdir. Amaç bürokratik yapıyı ele geçirerek yönetme gücünü ele geçirmektir. Ancak 2010 yılından itibaren hükümet bunu farkederek önce bu yapının kritik noktalarda odaklaşmasını önlemeye yönelik tedbirler aldı. Hain yapı da buna karşılık olarak hamlaler geliştirdi. Mit Müsteşarının tutuklanma hadisesi, ekonomik kriz hamlesi, dershanelerin kapatılmasına tepkiler gibi. 17-25 Aralık atakları da yaklaşan seçimlere ket vurma hareketi idi. Fakat öngördükleri gibi olmadı. Netice alan bir siyasi lider vardı karşılarında. Başarılı olamadılar. Toplum mühendisliğinin bizim milletimize uygulanamadığı da görülmüş oldu bir bakıma. 15 Temmuz ise sona yaklaşan yapının bir intihar vuruşu idi adeta. Çünkü bürokrasi içinde ayıklama başlamıştı. Aslında bütün darbeler dış kaynaklı olarak uluslararası sistemin bir müdahalesidir. Çünkü Türkiye kendi kararlarını alabilen bir ülke olmuştur artık.
Yoğun katılımla izlenen panel KADEM Tekirdağ Temsilciliği Yönetim Kurulunun konuşmacı konuklar ile topluca hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.