Dolar 18,8122
Euro 20,5434
Altın 1.167,16
BİST 4.713,39
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 13°C
Az Bulutlu
Tekirdağ
13°C
Az Bulutlu
Per 10°C
Cum 8°C
Cts 4°C
Paz 2°C

Sözün Bittiği Yer – Gülay Sormageç

10 Eylül 2011 11:10 | Son Güncellenme: 27 Eylül 2011 10:42

Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Yahya Kemal’e rahmet olsun. Arı, duru bir anlatım. Bir kayıp yaşamışsanız hislerinizin tercümanı oluyor ‘Sessiz Gemi’ şiirinin bu dizeleri…

Doğduk ölmek için. ‘Allah’tan geldik ve yine O’na döneceğiz’ Sayılı nefesler bitecek, ömür kandili sönecek hepimiz için bu gerçek:

Ölüm bir ibret. Ölüm bir rahmet. Ölüm geride kalanlara kıyamete uzanan bir hasret. Hayatımızın orta yerine düşen bir ateş. Peygamber Efendimiz (sav) diliyle: ‘Lezzetleri bıçak gibi kesen ölüm.’

Niye ağlarız ki; gidenlerin ardından. Onlar bizim öncülerimiz değil mi? Biz de yakın zamanda onlara kavuşacağız. Biliriz ve düşünürüz. Haykırmak isteriz bütün dünyaya; Amenna! Amenna! Amenna!

Yine de içimizdeki yangın alev alev bizi yakmaya devam eder.

Ne ki; o gözlerimizden sel olup akan yaşların anlamı (!) ?

Ne ki; anlattıkları? Her insan kendi iç dünyasında farklı pişmanlıklar ve özlemlerle dolup taşar. Her insan kendince yaşar acısını. Keşkeler yorar zihnimizi. Hep ertelediklerimizin buruk acısını ve yürek sancısını yaşarız aslında.

Zaman coşkunca akıyor. İnsanları  önüne katıp götüren sel misali. Her insanın durak yeri ve zamanı belli ve iman ediyoruz ki; her varış ecele doğru. Hayatın devinimi içinde ne kadar az fark edilebiliyor bu  gerçek ve gidiş.

Eğer bunu fark edebilseydik hoyratça ya da umarsızca terk edilebilir miydi; iyilikler. Ertelenebilir miydi  hiç dostça gülüşler. Bir bardak çayda demlenen güzellikler. Kırk yılı içine alan vefa yüklü bir fincanlık içimler!..

Yazık ediyoruz!

Sonra da hayıflanıyoruz. Henüz sıra bize gelmediği için de kendimizin hayatta oluşuna bir gerekçe olarak söylüyoruz bundan sonrası!..

Hayatla yarıştır bundan sonrası. Hakkı teslim ederiz. İdrak ederiz ölümün bize fısıldadığını.

Hayat kötülük yapacak kadar uzun değil. İnsanları kıyacak ve kıracak kadar da uzun değil.

Küsecek kadar hiç değil. Kendimize kıyacak kadar da boş ve anlamsız değil.  Çünkü hayat emanet. Emaneti sahibine teslim etmemiz yakındır. Öyleyse neye ve kime bu ihanet!..

Evet; Sevgili Dostlar ! Söz buraya gelmişken siz kıymetli okurlarıma dostça bir önerimiz olacak. Size önerdiğimiz de bizzat yaptığımızın da garantisini vererek bir önerimiz olacak.

Kur’an-ı Kerim’in 75. Suresi olan ‘Kıyamet’ suresinin anlamını dikkatlice bir okuyalım ve düşünelim. Bakalım; Kur’an’la yolculuğumuz bizi hangi güzelliklerle buluşturacak. Her birinizi sevgiyle Allah’a ısmarlıyoruz efendim!..