Dolar 18,8223
Euro 20,4088
Altın 1.141,24
BİST 4.915,47
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 9°C
Hafif Yağmurlu
Tekirdağ
9°C
Hafif Yağmurlu
Cts 4°C
Paz 2°C
Pts 2°C
Sal 4°C

Sali Şaban Bulgaristan Cumhurbaşkanı Adaylığını Açıkladı

Sali Şaban Bulgaristan Cumhurbaşkanı Adaylığını Açıkladı
22 Ekim 2011 08:40

Öncelikle gerçekleşen Hakkari Çukurca ve Bitlis’te esef verici olaylar neticesinde şehit düşen tüm güvenlik güçlerimize Allah’tan rahmet kederli ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum.
Dileğimiz odur ki, dünyanın ve özellikle de yaşadığımız bölgenin barışa çok ihtiyaç duyduğu dönemde, bu tür menfur olayların tekrar etmemesi için herkesin olabildiğince sorumluluk bilinci içinde elini taşın altına koyarak bölgemizi istikrara kavuşturacak çalışmalara dâhil olması. Bilindiği üzere bölgemiz değişik etnik grupların, inançların birlikte yaşadığı kozmopolitik bir bölgedir. Özellikle Balkanlarda çok çeşitlilik arz eden ırklar, diller, dinler uzun bir dönem bir arada yaşamıştır. Ancak ne yazıktır ki, 20 y.y.’da acı olayların yaşanması dengelerin çok hassas olduğunu ve özellikle siyasilerin hal ve davranışlarının milletler üzerinde büyük bir etkisi olduğunu gördük.
Çok şükür Bosna’da yaşanan trajediler Balkan yarımadasındaki diğer bölgelere sirayet etmedi. Şansımız o idi ki, Bulgaristan’da da çok çeşitli etnik gruplar bulunmasına rağmen, büyük sorunlar bazı Bulgar yöneticilerin tutumu ve Bulgaristan’daki halkların olumsuz gidişe prim vermemesi sayesinde söz konusu trajedi Bulgaristan’da yaşanmadı.
Ancak kimi marjinal politikacılar tarafından üretilen paranoyalarla özellikle son dönemde Bulgaristan’da ırkçı söylemler yükselmektedir.
Bu olumsuz gidişatın önlenebilmesi için 23 Ekim’de gerçekleşecek olan düzenlenecek olan cumhurbaşkanlığı ve yerel seçimler önemli bir fırsattır.
Bulgaristan tarihinde ilk kez böylesine büyük bir fırsatı ele geçirmiş oluyor. Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde Bulgaristan demokrasi sınavı vermektedir. Bulgaristan halkı, Türk-Müslüman bir adayın bulunduğu seçimde; ya Bulgaristan vatandaşlarının tümünün kanunlar önünde eşit olduğunu ve hepsinin de seçme-seçilme hakkı olduğunu onaylayacak, ya da 2011 yılında ve Avrupa Birliği üyesi olduğu halde hâlâ ırkçı söylemlere teslim olduğunu ortaya koyacaktır.

Ben öncelikle Bulgaristan Cumhuriyeti’nin vatandaşıyım. Ve bununla gurur duyuyorum. Bulgaristan benim vatanım. Ülkemin kalkınması ve gelişmesi benim en büyük dileğim.

Şimdi dilerseniz önce sizlere kısaca kendimi tanıtayım…
Çünkü herkes bir şey diyor, ama insanın kendi ağzından anlatıldığı kadar hiç kimse anlatamaz…

Kırcaali’ye bağlı Çülfallar köyü doğumluyum.
İlk ve orta öğrenimimi Alibey Konağı (Nanovitsa)’nda tamamladım.
1963 yılında Kırcaali’de öğretmen okulundan mezun oldum.
Askerlik görevimi bitirdikten sonra eğitimime Sofya’da Sosyal Bilimler Akademisi’nde devam ettim.
1970 yılında Akademi’den mezun oldum.
1983-85 yılları arasında Moskova Sosyal Bilimler Enstitüsünde uzmanlık eğitimi aldım.
1985-89 yılları arasında Sofya Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimi aldım.
Çalışma hayatıma ise pedagoji okulunu bitirdikten hemen sonra 1966-67 eğitim yılında kendi köyümde öğretmen olarak başladım.
Daha sonraki yıllarda çeşitli yerlerde idareci olarak görev yaptım.
Bunlardan en önemlileri Rusya’da faaliyet gösteren Türk inşaat şirketleridir.
Enka ve Gama gibi dev Türk şirketlerinde idareci olarak görev aldım.
Bu firmalarda çalışmalarımda Bakü, Alma Ata, Bişkek gibi Türk şehirlerinde Türklerle yakından tanışma fırsatı buldum. Bizlere öğretilenlerin aksine, Balkanlar’dan Sibirya’ya kadar dünyanın her yerinde Türklerin var olduğunu gördüm. Bu benim ufkumu açtı…
1999 yılında Mestanlı Belediye Başkanlığı için bağımsız aday olarak seçimlere katıldım ve seçimlerden başarıyla çıktım.
Belediye Başkanlığını kazandıktan sonra baktım ki, bizim için manevi değeri olan kimseler unutulmuş.
Nuri Adalı ve Osman Azis gibi değerlerimize hak ettikleri saygının gösterilmediğini üzülerek müşahede ettim.
‘Ne yapabilirim’ diye düşündüm ve bu saygıdeğer şahısları yani Nuri Adalı efsanesini ve değerli ses sanatçılarımızdan Osman Azis’in bilgi ve tecrübelerinden istifade etmek amacıyla onları yanıma “başkan danışmanı” olarak aldım.

Elimden gelen tüm gayretlerle halkımızın sorunlarını çözmeye gayret ettim. Allah’a şükürler olsun ki, alnım her zaman açıktır.
Halkıma veremeyeceğim hiçbir hesabım yoktur.

Evet, kıymetli dostlarım,
Değerli basın mensubu arkadaşlarım,
Bulgaristan artık eski Bulgaristan değil.
Avrupa Birliği’nin de etkisiyle her geçen gün demokrasi anlayışı gelişiyor.
Tabular bir bir yıkılıyor.
Hepimizin kardeş olduğunu ve var olmak için birbirimize ihtiyacımız olduğunu herkes daha iyi anlıyor.
Türklerin var olmadığı bir Bulgaristan, tek kanatlı bir kuşa benzer.
Olduğu yerde kalır, uçamaz.
Düşmanlara yem olur…
Onun için Bulgar’ı, Türk’ü, Roman’ı bir ve beraber olmalıyız.
Yakın zamana kadar “Türkler dışarı” gibi söylemlere pek tepki gösteren yoktu.
Artık devir değişti. Şimdi ise bu söylemler yine bazı aşırı uçlar tarafından söyleniyor, ancak artık kimse ciddiye almıyor.
Biz Bulgaristan vatandaşları olarak ülkenin her alanında kalkınması için çabaladık, çabalıyoruz, çabalayacağız…
Gençlerimizin cesaretli olmalarını ve ülke yönetiminin her kademesine talip olmalarını istiyorum.
Çünkü biz, Bulgaristan’da demokrasinin önündeki tüm engelleri kaldırarak barış içinde yaşamak istiyoruz.
İşte bunun için adayım!

Sevgili dostlarım,
Aynen güneş doğduğunda nasıl karanlık kaybolursa, biz geldiğimizde de o eski ideolojik saplantıların ne kadar lüzumsuz olduğu ortaya çıkacak ve kaybolup gidecek…
Seçildiğimde, Türk ve Müslüman kimliği olan bir kişinin Bulgaristan’ın yücelmesi için vefakârca çalışabileceğini kanıtlayacağım.
Çünkü bazı kesimler biz Türk-Müslüman topluluğuna bu ülkenin vatandaşı değilmişiz gibi bakmakta ve sürekli ön yargılı davranmaktalar.
Biz bu önyargıları ortadan kaldıracağız.
Eğer biz seçilir isek kafalardaki prangaları kıracağız.
Tüm Bulgaristan vatandaşlarının içindeki öfke ve korkunun yerini, güven ve karşılıklı saygının almasını sağlayacağız.

Sevgili dostlarım,
Özellikle Bulgaristan’da uzun yıllar baskı altında yaşamış bulunan ve kendilerini sürekli tehdit altında hisseden vatandaşlarımızın oylarına talibim.
Gönülden inanıyorum ki, Bulgaristan siyasetinde farklılıkların ortaya konulmasını isteyen bütün vatandaşlarımız oylarını, bana ve ekibime vereceklerdir.
Öte yandan yurtRumeli Türkleri Drn. Genel Başkanı Sadullah Sipahioğlu ile birlikte
dışında da çok büyük seçmen kitlemiz var…
Her ne kadar ekonomik nedenlerle ve eski baskılar nedeniyle ülke dışında bulunsalar da vatanlarının geleceği ile onlar da yakından ilgilenmekteler.
Bu nedenle yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine, vatandaşlarımızın azami katılımda bulunmalarını bilhassa rica ediyorum.
Emin olun her bir oy bizim için değerli…

Değerli basın mensupları, bizler bu seçimlerde de Halkımızı bölmeden,
Bulgaristan’ın geleceğini el birliğiyle inşa edeceğiz.
Türkiye’de AK Parti’nin gösterdiği başarının benzerini inşallah Bulgaristan’da gerçekleştireceğiz. Yardımcım Valentina Hanımla birlikte oy pusulasının 3’üncü sırasındayız.
Bütün vatandaşlarımın oylarına talibim.
Haydi gelin, Bulgaristan’ı hak ettiği zengin ve güzel günlere el birliği ile taşıyalım!…
Bulgaristan’da “son söz bir Türk’ün olsun diyorsanız” ayın 23.nde
OYLARINIZI ÜÇ (3) NUMARAYA ATINIZ.