DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 25°C
Parçalı Bulutlu

SABAHATTİN ALİ (28.2.1907 – 2.4.1948)

30.03.2015

SABAHATTİN ALİ (28.2.1907 – 2.4.1948)

                                                                                                                             İbrahim BİRELMA

Şair, öykücü,romancı, çevirmen ve öğretmen Sabahattin Ali 28.2.1907’de Bulgaristan, Gümülcine, İğridere’de doğdu. Babası Piyade Yüzbaşı Cihangirli Selahattin, annesi Bandırmalı Mülazım Mehmet Ali’nin kızı Hüsniye’dir. S.Ali, 21.8.1927’de İstanbul İlköğretmen Okulunu bitirdi, Yozgat’ta öğretmenlik yaptı, 1928’de Milli Eğitim Bakanlığınca gönderildiği Almanya’dan 1930’da döndü; Aydın, Konya ve Ankara’da Almanca öğretmenliği, MEB Yayın Müdürlüğünde memurluk yaptı, 1945’te görevinden ayrılmak zorunda kaldı. 2 Nisan 1948’de Bulgaristan’a kaçarken Kırklareli’nde öldürüldü. Öldürümünden yıllar sonra öldürüldüğü yerlerdeki insanlar, Kırklareli halkı 1990’dan beri “ Sabahattin Ali Günleri” gerçekleştiriyor. Öykü kitapları: Değirmen, Kağnı, Ses, Yeni Dünya, Sırça Köşk; şiirleri Dağlar ve Rüzgar; romanları: Kuyucaklı Yusuf, İçimizdeki Şeytan, Kürk Mantolu Madonna’dır.

Vefatının 67. Yıldönümünde Sabahattin Ali’yi bazı düşüncelerini anımsatarak anmak istiyoruz:

-Şunu esas olarak kabul etmeliyiz ki insanların hemen ekserisi yalnız kendilerini düşünürler. Dünyadaki bütün felaketlerin, uygunsuzlukların, bayağılıkların sebebi işte bu her şeyden evvel kendini düşünmek illetidir. İlk bakışta insana bir kurnazlık ve akıllılık gibi görünen bu hal hakikatte aptallıktır. Çünkü dünyada bir insanın başka bir insanın yardım ve alakasına muhtaç olmadan yaşaması mümkün olamayacağına hatta en kötü hayvanlarda bile birbirlerine yardım hissi mevcut bulunduğuna göre , sadece kendini düşünmek ve başkalarının da böyle yapmasını istemek kendi kendisinin kuyusunu kazmaktır. İnsan başkalarına yardım ettiği, başkalarının sevdiği kadar yükselir. Dünyada hayatın bir tek manası varsa o da sevmektir. Hatta mukabele edilmesini bile beklemeden sadece sevmek. Başka bir insanı bahtiyar edebilmek, kendini bahtiyar edebilmekten daha güç, fakat daha insancadır. Bugün böyle düşünenlere saf, hatta enayi derler. Fakat ne derlerse desinler, biz kalbimizin ve kafamızın doğru bulduğu şeyleri etrafın ne dediğine bakmadan yapmalıyız. Hayatta en büyük vazife ve saadet olarak şunu almak lazımdır: bize yakın ve uzak bütün insanlara yardım etmek, bütün insanların iyiliğine çalışmak.

-Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku…Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. İnsan muhitin bayağı, manasız, soğuk tesirlerinden kurtulmak istediği zaman yalnız okumak fayda verir. Bana en felaketli günlerimde kitaplarım arkadaş olmuştur.

-İnsanların hemen hepsi hayatı karın doyurmak ve lalettayin biriyle yatmaktan ibaret farz ederler. Halbuki bu takdirde insanın diğer hayvanlardan ne farkı vardır, onların dimağları da karınlarını doyurmak ve kendilerine bir eş bulmak hususunda kafi derecede hizmet görüyor, ancak bunları düşünmek, onlardan hiç ayrı olmamak demektir. Halbuki insanın bir de dimağı vardır ki yemek, yatmak, eğlenmek gibi şeylerle alakadar olmayan birtakım ihtiyaçlar taşır. Kendine yakın bir arkadaş arar. Kendisine yardım edecek( maddi ve manevi yardım edecek) diğer bir insan ister ve bunun mümkün olabilmesi için yardım isteyen diğer insanlara yardıma hazır bulunur. Sonra muhakkak sevilmek ister, bunun için de başkalarını sever. Düşün , dünyada yalnızlık kadar feci şey var mıdır? Tabii yalnızlıktan kafa yalnızlığını kastediyorum, yoksa dünya bir sürü kuru kalabalıkla dolu… Ama bizim manevi hayatımızda, maddi hayatımızda bize eş , arkadaş olabilecek insan ne kadar azdır.

-İnsanlara inandığın, insanlardan bir şey beklediğin müddetçe hüsran arkanı bırakmaz. Bernard Shaw’ın dediği gibi: “ Hiçbir şey ümid etmiyen hiçbir zaman İnkisar-i hayale(hayal kırıklığı) uğramaz.” Her kaziyenin aksi de sabit olduğundan çok şey ümid eden çok sukût-i hayale uğrar.

-İnsanlar hep aynı fabrikanın mamulatıdır. Aralarındaki fark, edepsizliklerini az veya çok saklayabildiklerine göre ölçülür.   ( Sahabattin Ali, Canım Ali’ye, Ruhum Filiz, Yapı Kredi Yayınları Kasım 2013)                                                                                                                               30.3.2015

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.