DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ °C

Öğretmen gibi öğretmen, Asker gibi asker, İnsan gibi insan, MUSTAFA FEHMİ KUBİLAY ÖĞRETMEN

Öğretmen gibi öğretmen, Asker gibi asker, İnsan gibi insan,
MUSTAFA FEHMİ KUBİLAY ÖĞRETMEN
Değerli Arkadaşlar,
Devrim şehidimiz Mustafa Fehmi KUBİLAY’ı şehit edilişinin 85. Yıl dönümünün anmak için manevi huzurunda toplanmış bulunuyoruz.
Mustafa Fehmi KUBİLAY kimdir? KUBİLAY ya da menemen olayı nedir?
Öğretmen şehitlerimizin öncüsü, Mustafa Fehmi KUBİLAY 1906 yılında Adana’nın Kozan ilçesinde doğdu. Aile daha sonra İzmir’e taşındı. Öğretmen okulunu Bursa’da bitiren ve öğretmenliğe Aydın’da başlayan Mustafa Fehmi KUBİLAY daha sonra ( Bu gün KUBİLAY adını taşıyan) Menemen’in zafer okuluna tayin edildi. Tarihteki ünlü Türk kahramanlarının adını, Türklerin yaşadıkları yerleri, soyadı gibi olan pek çok insandan biri de Kubilay olmuştur.
Mustafa Fehmi KUBİLAY, 23 Aralık 1930 da Menemen de yedek Subay Öğretmen olarak askerlik görevini yapmaktadır; mehdilik taslayan Derviş Mehmet’in başını çektiği Cumhuriyet karşıtı, gerici isyancıların belediye meydanında halkı isyana çağıran hareketini bastırmakla görevlendirilir.
Mustafa Fehmi KUBİLAY, 23 Aralık 1930 da şehit düştüğünde, Menemen 43. Piyade Alayında Yedek Subay Asteğmendir. Oğlu Vedat henüz on sekiz aylıktır. Okumayı, spor yapmayı, maç izlemeyi, toplum ve ülke sorunlarının tartışıldığı sohbetleri çok seven KUBİLAY “KIŞLA YOLU” adlı roman yazmayı düşlüyormuş. Ne yazık ki o “KIŞLA YOLU” adlı bir roman yazmadı ama kanıyla yazdığı “DEVRİM YOLU” destanını hepimize armağan etti.
Tarihe menemen olayı olarak geçen bu menfur olayın görünürdeki aktörleri altı kişidir. Başaktörü ise Derviş Mehmet’tir. Derviş Mehmet ve onun gerici grubu 6 Aralık 1930 akşamı Manisa’ da tatlıcı Hüseyin’ in evinde yaptıkları son toplantıda, Menemen de gerçekleştirecekleri eylem planlarını hazırlarlar. Menemen ‘e gelmeden, Gediz ovasında Sümbüller köyü yakınındaki bir kulübede günlerce esrar içerler.
Arkadaşları Ramazan’ın onlar uyurken kaçıp, Manisa ya gitmesinden huzursuz olurlar. Onun hükümete bir şeyler çıtlatması ihtimalinden çekinirler. Manisa’dan gelirken geçtikleri köylerden, taraftar edinemedikleri gibi Menemende de Saffet Hocadan yüz bulamazlar. Fakat yinede bu çirkin ve insanlık dışı planlarını uygulamaktan vazgeçmezler.
Sabah namazı vakti, Menemen Kazez Camiine gelirler. Nalıncı Hasan, yeşil camii sancağını alıp çıkar. Kendini Mehdi ilan eden Derviş Mehmet ise gür sesiyle ve ısrarla halka seslenir. Onları etrafında toplamak için etkilemeye çalışır ve şöyle der;
Mehdi çıktı! “Müslüman olanlar, Sancak-ı şerifin etrafında toplansınlar! Din elden gidiyor, kafirlere ölüm, kafirler şapka giymemizi zorlayarak, bizi dinimizden ayırmaya çalışıyorlar. Şapka giymek günahtır. Bu gavur icadını atın başınızdan, çiğneyin ayaklarınızın altında. Artık Türkiye’de zındıkların borusu ötmeyecek. Din devleti kurulacak.”der ve daha sonra Derviş Mehmet ve müritleri Belediye meydanına gelir,yeşil bayrağı dikerler.Gerici yobazlar bu bayrak etrafında defalarca dönerek,tekbir getirir ve zikrederler;etrafta toplananlar şaşkın,çekingen,korkulu gözlerle onarlı izlemektedirler; Derviş Mehmet, kendisinin peygamber olarak geldiğini, şeriatı yerine getireceğini, menemen’in 70 bin Müslüman askeri tarafından kuşatıldığını, tehditkar bir biçimde ilan ederek halkı şeriat bayrağı altında toplanmaya çağırdı. Emre uymayanları ise kılıçtan geçirileceğini, askerin kendilerine top ve mermilerin işlemeyeceğini söyleyerek halkı ayaklandırdı.
Grubun bu eylemine, menemen jandarma bölük komutanı Yüzbaşı Fahri bey, müdahale eder ve kalabalığın dağılmasını ister. Fakat halk dağılmaz. Bu sırada, Mehdi Derviş Mehmet, Yüzbaşı fahri Bey’e ‘’ Ben Mehdiyim! Şeriatı ilan ediyorum. Bana kimse karşı koyamaz, karşımdan çekil!’’ diye bağırır. Mehdinin bu sözleri, oradakilerin bazıları tarafından alkışlanır.
Ayaklanan bu gerici topluluğun, tehlikeli hareketlerini; kontrol altında tutabilmek amacıyla, menemendeki 43. Piyade alayından, piyade Asteğmen Mustafa Fehmi KUBİLAY görevlendirilir. KUBİLAY, eratın cephane almasını beklemeden, 26 kişilik müfrezesiyle olay yerine hareket eder.
KUBİLAY olay yerine gelince, askere süngü taktırır ve kendiside Derviş Mehmet’e uyarıda bulunmak için Belediye meydanına gider. ‘’Yaptığınız hareket suçtur. Bu kanunsuz eyleme son verin, kan dökmeden buradan çekip gidin.’’ Der. Mehdi Derviş Mehmet, onun bu uyarısına silahla karşılık verir. Kubilay yaralanıp yere düşer. Olay yerinde bekleyen KUBİLAY ’ın müfrezesi irtica grubuna ateş açar, ancak silahlarında(tahta) manevra mermisi bulunduğundan etkili olamazlar.
Bunu fırsat bilen Mehdi Derviş Mehmet, halka dönerek ‘’ Bakın bana mermi işlemiyor.’’ Diyerek cüretini daha da artırır ve küstahlaşır.
Kubilay, ağır yaralı olarak meydandaki Hükümet Konağına gitmek ister; fakat kapı kilitlidir, giremez. Hemen yandaki Kazez Caminin bahçesine girer. Şamdan Mehmet’inde yardımıyla Mehdi Derviş Mehmet, bahçede bitkin bir halde ağır yaralı olan Kubilay’ın başını testere ile keserek gövdesinden ayırır. Kesik başı, bayrağın tepesine takarak adamlarıyla birlikte menemen sokaklarında dolaştırmaya başlar. Kalabalığı durdurmak isteyen Menemenli Hasan ve Şevki isimli iki bekçiyi de öldürürler. Bu sırada makineli tüfeklerle donatılan iki bölük, olay yerine gelir.
Halka dağılmalarını, evlerine gitmelerini, emre uymayanlara ateş açılacağı uyarısında bulunurlar. Gericiler ‘’Bize kurşun işlemez, biz şeyhiz, dervişiz’’ diyerek askerlere karşı gelince KUBİLAY’ ı şehit eden Derviş Mehmet ile Sütçü Mehmet ve Şamdan Mehmet, kendilerine kurşun işleyeceğini son nefeslerinde öğrenmiş olurlar.
Kısa sürede 300 kadar isyancı gözaltına alınır. Bunların arasında çok sayıda genç ve güzel kadının olması herkesi şaşırtır. Kadınların birinin vücudunda barutla işlenmiş ayetler görülür. 28 yaşındaki Necla sorguya çekilir.
Onun gibi daha pek çok kadının vücudunda ‘’Halife Tevfik Hoca’’ tarafından ayetler yazıldığı, yanlış oldu deyip, yalanarak, silinip, tekrar yazıldığı öğrenilir.
Olay Türkiye’nin ufuklarında bir top gibi patlar KUBİLAY’ ın hem öğretmen, hem subay oluşu orduyu ve ülke aydınlarını çileden çıkarır.
30 Aralık 1930 da Bakanlar Kurulu kararıyla menemen, Manisa ve Balıkesir dolaylarında sıkıyönetim ilan edilir. General Mustafa MUĞLALI başkanlığında Zafer İlkokulunda (olaydan sonra KUBİLAY adını aldı) tutukluların yargılanmasına 15 Ocak 1931 de başladı 41 kişi suçlu görülerek çeşitli cezalara çarptırıldı. Yaşlı ve yaşı küçük olanlar idamdan kurtuldu 28 kişi ise 1931 de menemende kurulan darağaçlarında asılarak idam edildi.
Cumhuriyet Gazetesi öncülüğün de, Nadir Nadi’nin ilk gazetecilik çalışmasıyla, menemen de Ay yıldız Tepe’de Devrim şehidi KUBİLAY ile Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki adına bir anıt dikildi. Anıtın üzerine şu anlamlı söz yazıldı ‘’inandılar, dövüştüler, öldüler.’’
Bu olaydan bir ay sonra Ege Bölgesinde ki Gezisinde konuşan Mustafa Kemal Atatürk ise şunları söylüyordu; halkın saflığından yararlanarak ulusun maneviyatına sataşan kimseler ve onların takipçi ve müritleri elbette bir takım cahillerden ibarettir. Ulusumuzun önünde açılan kurtuluş ufuklarında, durmaksızın yol almasını engel olmaya çalışanlar, hep bu örgütler ve bu örgütlerin üyeleri olmuştur. Türk uluslunun bunlardan daha büyük düşmanı olmamıştır. Bunların varlığını hoşgörü ile kabul edenler, menemende KUBİLAY’ın başı kesilirken kayıtsız, ilgisiz izlemeye dayanan ve hatta alkışlamaya cesaret edenlerle birdir.
Menemen olayına karışanların yargılanması için Divan’ı Harp Başkanı General Mustafa Muğlalı görevlendirildi. Menemen olayının soruşturması derinleştirildikçe olayın çıbanbaşı konumundaki hazırlayıcı tarikat lideri şeyh Esat’ın yurt dışı bağlantıları olduğu da saptandı ve ortaya çıkarıldı.
‘’Yurt dışı güçler’’ yeni kurulan Türkiye Devleti yanı sıra onun yönetim biçimi Cumhuriyetten de duydukları rahatsızlıklarını, dedelerinden miras aldıkları ve torunlarına miras bırakacakları alışıla gelmiş yöntemleri ile sürdürüyorlardı.
Gazi Mustafa Kemal (Cumhurbaşkanı)
Atatürk 23 Aralık 1930’da menemende yedek subay öğretmen Kubilay’ın gerici yobazlarca şehit edilmesi üzerine ‘’ Hadise DİN değil, DİL dir demiştir.’’
Evet bu vahşi cinayetin asıl sebebi DİN değil DİL dir.
31 Mart 1909 da ki kanlı ayaklanmada Derviş Vahdeti Menemende Derviş Mehmet’in yaptığının benzeriyle İstanbul’u günlerce dehşeti içinde bırakmıştır. Bu gün ülkede bir değil, kaç bin Derviş Vahdeti vardır?
Bu olay üzerine ikinci Cumhurbaşkanımız merhum İSMET İNÖNÜ’ nün sözü ise şöyle;
Kubilay; devrim uğruna, vatan sevgisi ve bütünlüğü yolunda yalnız başına kuvvet hesabı yapmayan bir idealist vatanseverin örneğidir. “KUBİLAY millet yolunda canını her an fedaya hazır olan geleneksel Türk yaradılışının müstesna bir abidesidir” der. Örnek bir Türk subayı kahraman KUBİLAY insanın uygar bir iklime ve yaşamını ‘’insan gibi’’ sürdürebilmek hakkına sahip olabilmesi için, yaşamını bile vermekten çekinmeyen bir ‘’insan gibi İNSAN’ dır.’’
Türkiye Cumhuriyet’inin varlığına saldırı karşısında yerini ‘’Devrimler bekçisi Türk Öğretmen Subayı’’ kimliğiyle cesaretle alan tümümüzün ‘’insan gibi’’ yaşamımızı sağlayan, uygarlık iklimimize,’’uygarca’’ sahip çıkması insansal sorumluluğuyla KUBİLAY, yalnızca Türkiye Cumhuriyet’i ordusunun tüm bireyleri için değil ‘’insan gibi’’ yaşamaktan yana tüm halkımız içinde ‘’ihtiyaç duyulduğunda izlenecek bir yol göstergesidir.’’
Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği yeni nesil öğretmenlerdendir KUBİLAY.
Devrim şehidimiz Mustafa Fehmi KUBİLAY’ın unutulmaz anısını saygı ile anarken; başta başöğretmen, yüce, önder, eşsiz kahraman, büyük asker, Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm öğretmen ve devrim şehitlerimizin manevi huzurlarında saygı ile eğiliyor, onları rahmetle anıyoruz.
Aziz kahramanlar; emanetinizin yılmaz bekçileriyiz. Kahraman Öğretmen! Kanınla, canınla, yaktığın ışık halen çok sıcak çok aydınlık, rahat ve mutlu uyu. Atatürk’ün bize emanet ettiği Cumhuriyet’in temel taşları olan biz Cumhuriyetçi öğretmenler; çağ dışı, gerici ve yobaz zihniyetin karşısında daima dimdik durduk, durmaya da devam edeceğiz.
Türk tarihine menemen olayı olarak geçen bu yüz karası ve ibret verici menfur olayı şiddet ve lanetle kınıyoruz.
Şehit kanlarıyla sulanmış olan bu ülkemizde Cumhuriyet çiçekleri hiçbir zaman solmayacaktır. KUBİLAY’ın devrim yolu yolumuz olacaktır.
Saygılarımla,
Şahser MET
Türkiye Emekli Öğretmenler Derneği
Tekirdağ Şube Başkanı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.