DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 25°C
Parçalı Bulutlu

NAMIK KEMAL’İ ANARKEN…

25.11.2019

( 21.12.1840 – 2.12.1888)
İbrahim BİRELMA
Namık Kemal 1840 yılında 21 Aralık Pazartesi günü (1256 yılı Şevval ayı) sabaha karşı Tekirdağ’da doğdu.Babası müneccimbaşı Mustafa Asım Bey, annesi Fatma Zehra Hanım’dır. Tekirdağ’ın Camii Vasat (Orta Cami)mahallesi hükümet konağı caddesi üzerinde pembe boyalı, geniş bahçe üzerinde iki katlı evde, Namık Kemal’in dedesi Tekirdağ (Tekfurdağ) sancağı muhassılı ( mali işlerle ilgili Vali Yardımcısı) Abdüllatif Bey ile anneannesi Mahmude Hanım oturuyorlardı. Adını İslam’ın Muhammed’i olsun diyerek; Muhammed Kemal (Mehmet Kemal) koyan Tokatlı Hafız Ali Rıza Efendi, bina civarındaki Perşembe Tekkesi Şeyhi idi.Dedesi Abdüllatif Bey’in dört yıl sonra Tırhala’ya tayin edilmesi üzerine, Kemal ve ailesi aynı cadde üzerindeki ahşap konağataşındılar.İki yıl bu konak’ta kalan Mehmet Kemal, dedesinin Afyonkarahisar sancağına mutasarrıf tayin edilmesi sonucu ailece Afyon’a taşındılar.
-Babasının Bulgaristan Filibe Mal Müdürü, dedesinin Sofya Kaymakamı oluşu ile Sofya’ya gitti. Evlerine misafir olarak gelen şair Binbaşı Eşref Bey Kemal’in yazdığı şiirleri okuduktan sonra bir mahlasname(takma isim) düzenleyerek Namık adını taktı. Bundan sonra o Namık Kemal olarak anılmaya başladı. Sofya’dan İstanbul’a dönüşünden sonra ilk görevine stajyer olarak 1857’de Bab-ı Ali tercüme odasında başladı.
( Mehmet Serez, Tekirdağ Tarih ve Coğrafyası Araştırmaları, 2007)
-Namık Kemal 1862’de yeni Türk edebiyatının öncüsü sayılan Şinasi ile tanıştı.Tasviriefkar’a yazılar yazıyordu. 1865’te Şinasi Paris’e gidince, bu gazeteyi müstakilen eline aldı.1867’de Ziya Paşa ile beraber Paris’e kaçtılar. Yeni Osmanlılar adına Hürriyet gazetesini Eylül 1869’da Londra’da çıkardılar. 1870’de İstanbul’a döndüler. İbret gazetesini yayınladı. 1872’de Gelibolu mutasarrıflığına atandı. Az sonra İstanbul’a döndü. 1873’te ilk Vatan Yahut Silistre oynandı. Vatan duygularını tahrik eden bu eserin ikinci temsilindeMagosa’ya sürgün edildi. ( Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam, Mustafa Kemal, 1881-1919,Cilt 1, Remzi Kitabevi,Otuzikinci Özel Basım, Mart 2011)
-Af Kanunu ile İstanbul’a döndü. Şura-yıDevlet (Danıştay) üyesi oldu. 1879’da Midilli Adası’na mutasarrıflığı tayin edildi.Bu görevi 1884’te Rodos ve1887 Sakız adalarında yürüttü. Sakız’dayken zatürreden 2.12.1888’de öldü ve Gelibolu Bolayır’da gömüldü. ( HikmetAltınkaynak, Türk Edebiyatında Yazarlar ve Şairler, Mart 2018)
Vefatının 131. yıldönümünde hemşerimiz Namık Kemal’i rahmetle, saygıyla anarken,O’nun Mustafa Kemal’i etkileyen bazı görüşlerini, dizelerini anımsatmak istiyoruz:
-Atatürk: “ Vücudumun babası Ali Rıza Efendi, heyecanlarımın babası Namık Kemal, fikirlerimin babası ise Ziya Gökalp’tir” demiştir. ( Şerafettin Turan, Atatürk’ün Düşünce Yapısını Etkileyen Olaylar,Düşünürler,Kitaplar, Türk Tarih Kurumu, 6. Baskı, Ankara 2016)
-Namık Kemal, Mustafa Kemal’in sadece isminin değil, zihin dünyasınında ayrılmaz parçasıydı. Namık Kemal’in yasaklanmış fikirleriyle, sınıf arkadaşı Ömer Naci sayesinde tanışmıştı.O kadar benimsemişti ki, Vatan Kasidesi’ni teksir makinesiyle çoğaltıp, okulda gizlice dağıtıyordu.
-Mustafa Kemal, Vatan Yahut Silistre’yi Manastır’dayken seyretmişti.Gözyaşlarını tutamamıştı.Piyesin sonunda heyecanla haykırmıştı: “Tarihteki bütün devrimler, önce aydın kişilerin kafasında fikir halinde doğmuş, zamanla toplumu sarmıştır, bizim Namık Kemal’imiz var, Türk milletinin asırlardır beklediği sesi o verdi” diyordu.Vaveyla, İntibah, Osmanlı Tarihi, Şark Meselesi gibi eserleri, özel kütüphanesinin başköşesindeydi.( Yılmaz Özdil, Mustafa Kemal,Kırmızı Kedi Yayınevi,Yedinci Basım, Kasım 2018)
-13.3.1889’da İstanbul’da Harp Okulu’na giren Mustafa Kemal’de ikinci sınıfta siyasi düşünceler başgösterdi. Çoğunlukla, koğuşta, herkes yattıktan sonra Namık Kemal’in kitaplarını gizlice okuma olanağı buluyordu. Bir gece sınıf arkadaşı Ali Fuat’ın yanına geldi.Elbisesinin altında tuttuğu bir kağıt parçasını uzattı: “ Bu, Namık Kemal’in Vatan Kasidesi. Fuat kardeşim bunu ezberleyelim.” dedi ve şiirin şu dizelerini okudu: “Felek, her türlü cefa nedenlerini toplasın, gelsin/Dönersem kahpeyim ulus yolunda yürüyüşten.”
-Arkadaşlarıyla oturup yenilgiyle sonuçlanan Osmanlı -Rus savaşını (1877-78) konuşuyorlardı. Mustafa Kemal dayanamadı; üzüntü içinde, Namık Kemal’in şiirinden bir dize okudu: “ Vatan bağrına düşman dayamış hançerini / Yokmuş kurtaracak bahtı kara maderini.” ( Songül Saydam- Yaşar Öztürk, Mustafa Kemal Atatürk’ün Çocukluğu,Bir Dahi Yetişiyor,İyi insanlar,1.Baskı 2008)
-Mustafa Kemal yıllar sonra 24.12.1919 tarihinde Kırşehir’de kendisini dinleyen kalabalığa, bu dizeleri şu şekilde değiştirerek okuyacaktı: “ Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini/Elbet bulunur kurtaracak bahtı kara maderini.”
O günlerde düşman İzmir’e çıkmış ,vatanın bağrına hançerini dayamıştı; fakat onu kurtaracak kişide bulunmuştu. O kişi, daha Harp Okulu’ndayken bu şiiri belleğine kaydeden Mustafa Kemal’di.( Sinan Meydan,Sarı Paşam, Mustafa Kemal,İttihatçılar ve II. Abdülhamit,İnkılap,10. Baskı, 2018). 25.11.2019

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.