DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 21°C
Parçalı Bulutlu

24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ

20.11.2019

İbrahim BİRELMA
İlk önceleri Göktürk ve Uygur alfabelerini kullanan Türkler, İslamiyet’in kabul edilmesinden sonra Arap alfabesine geçmiş, 1 Kasım 1928 tarih ve 1353 sayılı kanunla Latin alfabesini kullanmaya başlamışlardır. Millet Mekteplerinin açılışı ve Atatürk’ün Başöğretmenliği kabul tarihi olan 24 Kasım (1928), Atatürk’ün 100. doğum yıldönümü 1981 yılından beri “Öğretmenler Günü” olarak kutlanmaktadır.
Ülkemizin ve çocuklarımızın geleceğini, kaderini belirleyen öğretmenlerimizin “24 Kasım Öğretmenler Günü”nü kutlarken,Onlar hakkında derlediğimiz bazı görüş ve düşünceleri anımsatmak istiyoruz:
-Ne mutlu vatan, millet ve din sevgisiyle dopdolu nesiller yetiştiren öğretmenlere…Ya öğrenci ol, ya da öğretici ol, ya da bunları sevici ol,dördüncü olma helâk olursun. ( Hz. Muhammed)
-Öğrencilerine okuma isteği aşılamayan bir öğretmen,havada soğuk demir dövüyor demektir. (H-Man)
-Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum. ( Hz. Ali)
Atatürk’ün öğretmenler hakkında söylediği bazı sözlerden seçmeler aşağıda sunulmuştur:
-Öğretmenler!Yeni kuşağı, sizler yetiştireceksiniz,yeni kuşak sizin eseriniz olacaktır, eserinizin değeri sizin becerikliliğiniz ve özverinizin aşamasıyla orantılı bulunacaktır. Cumhuriyet; düşünce bakımından, bilim bakımından, teknik bakımından, görev bakımından güçlü ve yüksek nitelikli koruyucular ister.
-Öğretmenler her fırsattan yararlanarak halka koşmalı, halkla birlikte olmalı ve halkı öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutur bir varlık olmayacağını anlamalıdır.
-Benim asıl anlatılacak yanım öğretmenliğimdir. Toplumlara,milletime ben öğretmenlik yapabiliyorsam, beni onunla anlatın. Yoksa kazandığım zaferler, yaptığım işlerle beni anlatmanız pek önemli değildir.
-Eğitimde reform; her şeyden önce öğretmenin kafasında başlar.
-Öyle bir köy öğretmeni tipi yaratmalıyız ki, o, yalnız köylünün inançlarını işlemek, toplumsal kurumları etkilemekle kalmasın, köyün yüzünü ve ekonomik hayatını da değiştirsin!
-Okumak ne kadar kutsalsa,okutan da o kadar kutsaldır.
-İlk esin, ilk aşı, ana baba kucağından sonra okuldaki yetiştiricinin dilinden, buluncundan, eğitiminden alınır. Bunun gelişebilmesi, ulus’a ve yurda yararlı olabilecek güce ve yeteneğe ulaşabilmesi, ulusa ve yurda duyulacak derin ve sıcak ilgiyi diri tutacak düşünceler ve duygularla beslenmesine bağlıdır.
-Toplumun düşmanı bilgisizlik, bilgisizliğin düşmanı öğretmenlerdir.
Satırlarımıza Atatürk’ten öğretmenlerle ilgili üç anıyı anımsatarak son vermek istiyoruz:
1-Yazı devriminden sonra, Mustafa Kemal’in kara tahta başındaki resmi görülünce, ona “başöğretmen” denilmeye başlanır. Kurtuluş Savaşı’ndan hemen sonra, bir gazeteci kendisine şöyle bir soru yöneltir: “ Yurdu kurtardınız, şimdi ne yapmak isterdiniz?”Hiç duraklamadan şu yanıtı verir: “Milli Eğitim Bakanı olarak Türk kültürünü yükseltmeye çalışmak, en büyük amacımdır.” Ondan sonra Atatürk nereye gitse, mutlaka orada bir okula girer, öğretmen ve öğrencilerle konuşurdu.
2-Bir gün Atatürk’ün yolu köy okuluna düşer. Tek sınıflı okulda genç bir öğretmen ders vermektedir. Atatürk, sınıfa girince, öğretmen kürsüsünden hemen inip yerini ona vermek ister. Atatürk der ki : “Hayır, yerinizde oturunuz ve dersinize devam ediniz. Eğer izin verirseniz, biz de sizden faydalanmak isteriz. Sınıfa girdiği zaman,Cumhurbaşkanı bile öğretmenden sonra gelir.”
3-Gazi Mustafa Kemal, 22.3.1923’te Konya’yı ziyaret eder. Halk onu selamlamak için istasyona gider.Mahalle mektebinin hazırlık sınıfında okuyan yedi yaşındaki Sabihada onlardan biridir. Gazi Mustafa Kemal, istasyonda gördüğü bu minik kızın başını okşar ve ona “Oku, öğretmen ol.” der. Sabiha, o gün, öğretmen olmayı her şeyden çok ister.
Sonrasında, Sabiha Özar, Cumhuriyetin ilk öğretmenlerinden olmanın gururunu yaşayarak, öğrencilerini, iki çocuğunu ve torunlarını ülke sevgisi ile yetiştirmiştir . (MaviselYener, Öğretmenim Atatürk, Bilgi Yayınevi, 3. Basım, Aralık 2017) 18.11.2019

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.