DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 26°C
Gök Gürültülü

Ayşegül ENGÜR’ün AK Parti Tekirdağ Milletvekili Özlem Yemişçi İle Yaptığı Röpörtaj

‘’İnce Güç’’ kazandırıyor

24. Dönem AK Parti Tekirdağ Milletvekili Özlem Yemişçi ile Tekirdağ’da bulunan ofisinde Türkiye’nin gündemi ve AK Parti’nin siyasi çalışmalarıyla ilgili özel ve samimi bir röportaj gerçekleştirdik. Özlem Yemişçi ‘’ kadın-erkek’’ eşitliğini Türkiye’nin önemli eksikliklerinden biri olarak görüyor ve her defasında bu eksikliğin altını çiziyor.

                                                                                       Ayşegül ENGÜR

Çok başarılı bir kariyeriniz var. Daha önce Çorlu ticaret odası başkanlığını yapmış, Dünya Gazetesi tarafından ”Tekirdağ İli En Başarılı İş Kadını” ödülünü kazanmışsınız. İş hayatında bu kadar başarılı olmanıza rağmen politikayı seçmenizin nedeni nedir?

Ben ticaret hayatından, özel sektörden geliyorum ve ticarette kadın lider olmanın zorluklarını biliyorum. Ticaret hayatında kadına veya erkeğe yönelik bir iyileştirme veya her iki cins içinde bir koruma veya eşitlik ilkesini içten koyamazsınız. Kadın girişimciler daha az diye pek fazla kişi serzenişte bulunmaz, özel sektörde neden kadın yok, kadınlarda olsun maksadıyla bir düzenleme gidilmez, maalesef ticaret hayatı kendi içinde böyle bir düzenlemeyi yapamaz. Buna dışarıdan, bir müdahale gerekir.  Bunun yeri siyasettir, politikadır. Bu yüzden ticareti bırakıp politikaya yöneldim.

Politik bir kariyer yapmak için  AKP’Yİ seçmenizdeki etmenler nelerdir?

Siyaset hayatımda AK Parti’yi seçme nedenim partinin kadına olan pozitif ayrımcılığıdır. Parti politikası, kadının yaşam standardını arttırmayı, kadına yönelik engelleri ortadan kaldırmayı, geneline bakarsak cinsiyet ayrımcılığını ortadan kaldırmayı hedeflemektedir ve bu benim hedeflerimle örtüşmektedir. Elbette ki diğer siyasi partilerimiz de bunları savunmaktadır. Lakin AK Parti’nin diğer partilerin çalışmalarından farklı olarak uygulama ve harekete geçme konusunda daha aktif olduğunu gördüm. Bunun en belirgin örneği 2004 yılında anayasada “Kadın Erkek Eşitliği” ilk defa devlet sorumluluğuna AK Parti iktidarı tarafından tanındı ve anayasamıza girmiş oldu. 2003 yılında yapılan değişiklik sonucu “ Eşit İşe Eşit Ücret” ilkesi iş hayatında ayrımcılığı önlemek amacıyla getirildi. Kadın girişimciler için başlangıç destek kredisi verilmeye başlandı. Mayıs 2010 yılında, Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından yayımlanan bir genelge ile kadın istihdamını arttırmak amacı ile “ Kadın İstihdamı Üst Kurulu” oluşturuldu. Bunu dışında; sağlık ve sosyal güvenlik alanında, eğitimde, iş gücüne katılım oranın da Ak Parti’ yaptığı icraatlar Cumhuriyet tarihinde övgüye layık bir şekilde devam etti ve halen etmektedir. Daha önce de  belirttiğim gibi, Ak Parti’ nin sözde değil, pratik olarak da hedeflerin hayata geçirmesi, tabii ki bunda Sayın Genel Başkanımızın etkisi gözardı edilemez, diğer Siyasi partilerden çok daha ileride. İşte bu fark beni Ak Parti’nin büyük ailesine katılmama sebep olmuştur.

Kadın olmanın ticari ve politik yaşamda beraberinde getirdiği avantajlar ve dezavantajlar var mı?

Hepimizin bildiği ve yıllardan beri süre gelen bir laf vardır; ” Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır” sözü. Öncelikle şunu belirtmek isterim ki kadınların, başarılı erkeklerin arkasında değil yanlarında yer alması gerektiğini, kadınların her alanda varolması gerektiğini, hatta ticarette kadın nezaketinin ve zarafetinin var olması için uğraşan ve bunu birçok yerde savunan bir felsefem vardır.

Ticaret hayatında kadın olmanın avantajları olduğu gibi elbette dezavantajları da vardır.  Toplum tarafından kadına yüklenen “ kadınlık- annelik” rolü ve evi dışında, “ çalışan birey” rolünü bir arada yürütme çabası, kadınların temel probleminden biri olmuştur. Kadın ve erkeğin yan yana mücadele ettiği sürece başarıya ulaşacağını, eksikliğini hissettiğimiz tek konunun birliktelik kültürü,  işbirliği ve güç birliğidir.

Politikada ise kadının bir dezavantajının olduğunu düşünmüyordum ta ki politikanın içine girene kadar. Demek istediğim, siyasal katılım alanında kadın ve erkek arasında bir eşitsizlik olduğu. 1935’te  yapılan seçimlerde 395 milletvekili bulunan  parlamentodaki kadınların oranı %4,6 olduğu halde bundan tam 72 yıl sonra 2007 Genel Seçimlerinde Parlamentodaki kadın milletvekili 50 ye yükselmiş ve %9,1 oranına ulaşmıştır. Rakamlardan da anlaşıldığı gibi kadınların Parlamentodaki temsili konusunda önemli boyutta bir değişiklik yaşanmıştır. 2011 genel seçimlerinde ise, kadın milletvekili sayımız % 14 e ulaşmış ve bu 78 kadın milletvekili demektir.

Daha önce belirttiğim gibi, önemli olan kadının politikaya giriş sürecidir. Bir AK parti Milletvekili olarak, şu belirtmek isterim ki, 2009 yerel seçimlerinde  toplam 1659 kadın aday listelere girdi, 667 belediye meclis, 56 il genel meclisi olmak üzere toplam 723 kadınımız yerel yönetimlerde söz sahibi olmuştur.

Bildiğim kadarıyla işiniz dolayısıyla Ankara ve ailenizin yaşadığı yer olan Çorlu arasında mekik dokuyorsunuz.  Çok yoğun bir tempoda çalışıyorsunuz. Kendinize ve ailenize zaman ayırabiliyor musunuz?

Sanırım siyasetin dezavantajlarından biri de bu olsa gerek. Ama ben çoğu kişinin dediği gibi siyaset ve aile ilişkileri bir arada yürüyemez sözüne katılmıyorum. Tam tersine aile tarafından gelen destek sizi o kadar motive ediyor ki, ailenizin değerini bir kez daha fazlasıyla anlıyorsunuz. Yeri geliyor sizin tek destekçiniz oluyor. Fikir alışverişleri ve bana duyulan güven benim moralimi ve motivasyonumu yüksek tutuyor. Ailem ile sürekli olan iletişimim yanlarında her zaman olamasam bile beni onlara daha çok bağlıyor. Tekirdağ’a her gidişimde mutlaka aileme zaman ayırırım veya onlar Ankara’ya beni ziyarete gelirler.

Tekirdağ ili yıllardır CHP’nin kalelerinden biri olarak görülür. Tekirdağ’ın AKP’ye yönelimini sağlamak için herhangi bir çalışmanız var mı?

Tekirdağ Milletvekili olarak halkın nabzını her zaman tutuyorum. Genel kurul çalışmaları dışında hemen hemen her hafta sahadayım. İlimiz maalesef bazı hizmetlerden mahrum bırakılmış, eksik kalan birçok proje var. Bu projeler hayata geçirildiğinde halkımız hak ettiği hizmeti alacaktır. Bölgede yaptığım temaslarda, halkımız artık kireçleşmiş, hizmet sunmayan siyasi parti yönetimlerinden oldukça rahatsız. Bizim oy kaygımız yok, hizmet kaygımız var. Planladığımız ,insana hizmet amaçlı projelerimiz hayata geçtiği zaman, Tekirdağ’daki oylarımızı inşallah daha da yükselteceğiz.

“Türkiye’de  farklı etnik ve dinsel grupların içinde bulunduğu bir toplum yaşam sürüyor. İllaki bu gruplar birbiriyle çatışıyorlar. Sizce bu durumda mutlak bir barışı sağlamak mümkün olabilir mi? Akp’nin bu konudaki özüm önerilerinden bahsedebilir misiniz? Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin seçim yatırımı olarak görülen ve Ermeni olaylarını soykırım olarak nitelendirmeyi reddedenlere hapis ve 45 bin euro para cezası öngören yasa teklifi Fransa Meclisi’nin alt kanadında kabul edildi. Ermeni soykırım inkar tasarısı senatoda kabul edilirse Türkiye Fransa  ilişkileri ticari ve politik yönden  nasıl etkilenir?

Ülkemiz çeşitli etnik grupları bir arada bulunduruyor. Bu yeni bir şey değildir. Bize atalarımızdan, Osmanlı İmparatorluğundan kalan, çok kültürlü, çok dilli, çok dinli yaşabilmenin mirasıdır. Tarihe baktığımızda bu kadar farklılıkla bu kadar kardeşçe yaşayan bir toplumun eşine rastlamak mümkün değil gibidir. İmparatorluk dağıldıktan sonra, Cumhuriyetimiz bu etnik yapıla beraber doğmuştur. Ermeniler, Kürtler, Zazalar, Lazlar, Çerkezler, Hıristiyanlar, Museviler daha birçoğu Büyük Selçuklu zamanından beri Türk tebaası olarak yaşamışlar, devlet tarafından aynı hürmeti görmüşler, kucaklanmışlardır. Bunun en güzel örneği, Ermeniler Osmanlılar tarafından; “Sadakatlerine güvenilir tek Hristiyan unsur” addedildikleri için sadık millet anlamına gelen; “Millet-i Sadıka” olarak vasıflandırılmışlardı. Okullarını açmışlar, yönetmişler, eğitim yaptırmışlar, öğretmen ve papazlarını tayin etmişler, dinî-millî, örf-adetlerini yaşamışlar, ticaret ve tarımlarını yapmışlar, yüzyıllardır huzur içinde yaşayarak devletin bütün kademelerinde görev almışlar, padişah doktorluğuna hatta vezirliğe kadar yükselmişlerdi. Ne zamanki İmparatorluk zayıflamış, bu kardeşliği kıskanan ülkeler aramıza nifak tohumları sokarak bizleri birbirimize düşman etmeyi çalışmışlardır. Sonunda bunu tam anlamıyla başaramayacaklarını anlamışlardır. Günümüze baktığımızda, senaryo aynı senaryodur, tek fark var, biz zayıf bir ülke değiliz, istikrarımız ve başarımız diğer ülkelere derk olmuştur. İste Fransa’nın takındığı tavır, tamamen bu kıskançlıktan kaynaklanmaktadır. Biz bir oldukça, birlik oldukça, Türkiye oldukça, amaçlarına asla ulaşamayacaklar, birilerine yaranmak için show yapmaktan ileri gidemeyecekler ve tarih onlara hak ettiği dersi elbet verecektir.

Din çerçevesinden bakarsak, hiçbir kesim diyemez ki sizin iktidarınızda bize haksızlık yapıldı veya taleplerimiz karşılanmadı. 2007 yılını hatırlayalım, diğer ülkeler bizim camilerimizi bombaladı veya ibadetimize izin vermedi, biz ise Van’daki Akdamar Kilisesini 2 yıl içinde restore ederek ibadete açtık. Bu bizim farkımız. Eğer halen beraber yaşayabiliyorsak, kardeşçe yaşamayı bildiğimiz içindir, gereksiz kin ve nefret duyguları taşımadığımız içindir. Bu topraklar hepimize yeter, Anadolu bizi her zaman bağrına basmıştır ve basmaya devan edecektir.

2016 seçimlerinde de AKP istikrarını sürdürür mü?

Yükseliş ve düşüş bildiğimiz gibi bütün siyasi partilerin kaderidir. Düştüğünüzün farkındaysanız yükseliş ümidi vardır demektir. Düşmenin farkında olmak demek, gerilemek anlamında daha çok, çevreyle etki ve iletişimde bulunmak, ve bunu da farkındalılık özelliği sayesinde yapabilmektir. Siyasal anlamda baktığımızda, Parti olarak bizin çevremiz ve doğal olarak da etkileşimde bulunmakta olduğumuz vatandaşlarımızdır. Ak Parti halktan hiç kopmadı, Sayın Başbakanımız hemen hemen her fırsatta dile getirdiği cümleyi hatırlatmak istiyorum; ”Biz millete efendi olmaya değil, sizlere hizmetkâr olmaya geldik”. Bu çerçevede millete hizmetkâr olan bir anlayış, ekonomi ve sosyal yöndeki gerçekleştirdiği atağı devam ettirecektir. Ülke halkı için elinden geleni yapacaktır. 10 yılda yapılanlar ortadadır ki, Sayın Başbakanımız bu dönemi çıraklık dönemi olarak nitelendiriyor ve artık madem ustalık dönemindeyiz diyor, istikrar 2016 yılında katlanarak devam edecektir.

”Türkiye hazır, Hedef 2023’’ sloganıyla yola çıkan; ileri demokrasi, büyük ekonomi, güçlü toplum, yaşanabilir çevre ve marka şehirler,  lider ülke ana başlıklarından oluşan ‘’ Hedef 2023 Beyannamesi’’ gerçekleşecek mi?

Hedef 2023 beyannamesi, sadece seçime kadar olan süreci, seçim sonrasındaki 4 yıllık süreci değil, Türkiye’nin 12 yılını şimdiden planlayan bir beyannamedir, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100’üncü yıldönümünü bugünden şekillendiren bir yol haritasıdır. 5 ana hedeften oluşmaktadır. İleri demokrasi, büyük ekonomi, güçlü toplum, yaşanılabilir çevre ve marka şehirlerdir. Bunlardan en önemlisi yeni anayasa projesidir. Ülkemizi, vesayetten yani müdahalelerden arındıracak, , ekonomiyi, dış politikayı, demokrasi ve özgürlükleri destekleyecek bir anayasayı, demokratik ve katılımcı bir anlayışla hazırlamaya başlıyoruz.

Son 10 yıllık AK Parti iktidarına bakarsak ve Ülke Ekonomisin bu hale nasıl geldiğini analiz edersek “  Hedef 2023” sloganını ve gerçekleşme olasılığını kavramak mümkün olur. Öncelikle, eski iktidarları 5 yıllık planları yerine AK Partinin 2002- 2023 yani 20 yıllık hatta daha fazla olarak Türkiye’nin genel olarak değil, daha detaycı olarak sektörel bazda hazırlanan bir Ak Parti hedefi vardır. Uluslararası ilişkiler ve dış politika bir ülkenin siyasette ve ekonomide mihenk taşlarından biri olduğunu düşüyorum.1990 yılı küreselleşme olgusunun yeni evresinin yaşama geçmeye başladığı yeni bir dönemin miladı sayılabilir.  Türkiye hem ulusal çıkarlarının hem de küresel beklentileri öncelikli olmak kaydıyla, üstüne düşeni kararlılıkla yapmaktadır. 2002 öncesi kriz odaklı yaklaşımı terk ederek, “Hedef 2023” sloganıyla, vizyon odaklı bir yaklaşımla ele alıyoruz.

Artık dışarıya bağımlı bir ülke yok, kendine güvenen, istikrarlı, kendi başına karar alabilen ve hatta Dünya siyasetine yön veren, etkileyen bir ülke kar karşımızda,  “yükselen Ülke Türkiye” var karşımızda. Türkiye 2008 yılında, 50 yıllık bir aradan sonra Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine üye olarak seçilebilmiştir, hakkı olan bu konuma ulaşmıştır. Dünya artık Türkiye ‘ ye güveniyor. 1990-1999 yılları arasında ülkemize giren doğrudan yabancı yatırım 9.4 milyar dolar iken, 2002-2012 yılları arasında 90 milyar dolara ulaşmıştır. Bunu biz başardık, biz derken tüm ülkece başardık, AK Parti iktidarı ise bu öncülük etti, karanlıkta kaybolan insanımıza ışık tuttu.

1980 yıllarının başında kullanılan bir” ince güç” kavramı vardır. İstediğiniz bir şeyi 3 yolla alabilirsiniz; birincisi kaba kuvvet kullanarak, ikincisi, satın alarak üçüncüsü ise “ince güç” kullanarak yani, ikna ederek alısınız. Diğer bir anlamda istediğiniz bir şeyi kaba kuvvet kullanarak değil, başkalarının sizin hedeflerinizi kabul etmesini sağlayarak elde edersiniz. İzlediğiniz politikanın etkinliği ve doğruluğu kadar, sahip olduğu ince güç de önemlidir ve kamu diplomasisinde başarıyı belirleyen unsurlar arasındadır. Ak Parti iktidarı bu “ince güç” kavramını benimsemiş, başka bir deyişle, “siyasi fikirlerin ve politikalarının çekiciliği”  bölge ülkeleri tarafından dikkatlice izlenmekte ve örnek alınmaktadır.  Parti olarak kısır çekişmeleri ve yüzeysel yaklaşımları bir tarafa attık, iç politikada çekişmek yerine üstümüze düşen görevleri yerine getiriyoruz ve sonuçlarını da alıyoruz. Hedef 2023 sadece Ak Parti’nin değil, Türkiye’ye adanmış bir projedir, Türkiye’nin projesidir. Halkımızın da desteği ile gerçekleşmesi kaçınılmazdır.

Özlem Yemişçi Kimdir?

30.08.1971 yılında Çorlu´da dünyaya gelen Özlem Yemişçi, TOBB´nin 365 üyesinden biri olan Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası´nın Yönetim Kurulu başkanlığını yapmış. Nüfusu 52 ilden büyük olan ve İstanbul ile karayolu bağlantısı olmasının yanı sıra demiryolu, havayolu ve deniz ulaşımı ile stratejik olarak Trakya´nın merkezi varsayılan Çorlu´da 754 sanayici olmak üzere 5109 üyesi bulunan Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanlığının yanı sıra TOBB Konsey Başkan Yardımcılığı görevlerini de büyük bir özveri ile yürütmüş olan Özlem Yemişçi ticaret hayatında da aynı başarıyı sigortacılık ve inşaat sektöründe de göstermiştir.

Evli ve üniversite eğitimine devam eden bir kız annesi olan Yemişçi, kamu kesimi, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları arasında ki işbirliğini geliştirmek, kaynakların yerinde ve etkin kullanımını sağlamak ve yerel potansiyeli harekete geçirmek suretiyle çalışmalarına devam eden Trakya Kalkınma ajansının da (TR21) (Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne) kurul başkanlığı görevini yürütmüştür.
Trakya Üniversitesi İnşaat Bölümü mezunu olan Özlem YEMİŞÇİ 2005 yılında (Dünya Gazetesi) Tekirdağ ili en başarılı iş kadını ödülüne layık görülmüş olup 2005-2009 yılları arasında Çorlu TSO yönetim kurulu üyeliği ile oda kalite yönetim temsilcisi olarak görev aldıktan sonra 2009 yılı Çorlu TSO , Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine seçilmesiyle birlikte Türkiye´nin ilk ve tek oda başkanı olma özelliğini de kazanmıştır.

Ticari hayatının yanı sıra, sivil toplum kuruluşları ve derneklerle olan iyi diyaloglarının yanı sıra ikili ilişkilerin de başarılı bir tablo çizen Yemişçi oda bünyesin de yer alan genç girişimciler ve kadın girişimcilere yönelik olarak yapılan çalışmalarda da aktif roller üstlenmiştir.

2011 Haziran ayında gerçekleştirilen genel seçimler sonucunda 24 dönem AK PARTİ Tekirdağ Milletvekili olarak seçilmiştir. Şahsına tevdi edilen TBMM Divan Üyeliği görevini de yürütmektedir.
http://www.ozlemyemisci.com/default.asp?page=content&content_id=7

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.